Kişisel Gelişim 4 dk okuma
El hijyeninin gerçek etkisi ve en çok atlanan adımlar
Herkesin bildiği ama çoğunun eksik uyguladığı bir alışkanlık. Sabunun neden işe yaradığı, süre, kurulama ve jelin yeterli olduğu durumlar.
Yazar: Selin Ertem
El yıkamak, sağlık önerileri arasında en sık tekrarlananı ve muhtemelen en çok hafife alınanı. Herkes bilir, herkes yaptığını düşünür, ama gözlem yapıldığında uygulamanın çoğu zaman birkaç saniyelik bir suya değdirmeden ibaret kaldığı görülür. Oysa bu basit alışkanlığın etkisi, gösterişli hiçbir önlemle kıyaslanamayacak kadar büyük.
Eller, gün boyunca sayısız yüzeye temas eder: kapı kolları, telefon ekranı, para, toplu taşıma tutamakları, market arabaları. Ardından aynı eller yüze gider. İnsanlar farkında olmadan saatte defalarca burnuna, ağzına ya da gözüne dokunur. Mikropların vücuda giriş yolu çoğu zaman tam olarak burasıdır. El hijyeni, bu zinciri kıran en pratik halkadır.
Sabun neden işe yarar
Sabunun etkisi mistik değil, oldukça mekanik. Sabun molekülleri, yağ ve kir tabakasını çözerek yüzeydeki kalıntıyı gevşetir; suyun akışı da bunları elden uzaklaştırır. Bu nedenle sürtünme, yani ellerin birbirine ovulması, işin en kritik parçasıdır. Sabunu sadece köpürtüp hemen durulamak, işin yarısını atlamak anlamına gelir.
Yeterli süre konusunda genel kabul yaklaşık yirmi saniyedir. Bu süre kulağa kısa gelse de, gerçekten sayıldığında çoğu insanın alışkanlığından belirgin biçimde uzun olduğu görülür. Süre boyunca avuç içleri, el sırtları, parmak araları, parmak uçları, başparmaklar ve bilekler ihmal edilmemelidir. En sık atlanan bölgeler parmak uçları ve başparmaklardır; oysa çoğu temas tam olarak bu noktalarla gerçekleşir.
Suyun sıcaklığı ve kurulama
Yaygın bir inanış, suyun mümkün olduğunca sıcak olması gerektiğidir. Pratikte, elin rahatça dayanabileceği sıcaklıklar arasındaki fark belirleyici değildir; asıl belirleyici olan sabun ve sürtünme süresidir. Aşırı sıcak su, cildin doğal yağ dengesini bozarak kuruluk ve çatlamaya yol açabilir. Çatlamış cilt ise hem daha zor temizlenir hem de tahriş olmaya daha yatkındır.
Kurulama, çoğu zaman gözden kaçan bir adımdır. Nemli eller, kuru ellere kıyasla yüzeylerden daha kolay bulaş taşır. Temiz bir havluyla ya da kâğıt havluyla iyice kurulamak, işlemi tamamlar. Ortak kullanılan ve sürekli nemli kalan havlular ise amacın tersine hizmet edebilir; bu yüzden ev içinde havluların düzenli değiştirilmesi önemlidir.
Antiseptik jel ne zaman yeterli
Alkol bazlı el antiseptikleri, su ve sabuna erişimin olmadığı durumlarda pratik bir alternatiftir. Ancak her koşulda sabunun yerini tutmaz. Eller gözle görülür biçimde kirliyse, yağlıysa ya da toprakla temas etmişse jel yeterli olmaz; önce mekanik temizlik gerekir. Jel kullanılırken de ürünün ellerin her yüzeyine yayılması ve tamamen kuruyana kadar ovulması gerekir; yarıda silinen bir jelin etkisi sınırlıdır.
Hangi anlarda gerçekten önemli
El yıkamayı gün boyu takıntı haline getirmek gerekmez; belirli anlara odaklanmak çok daha verimlidir. Yemek hazırlamadan önce ve sonra, yemek yemeden önce, tuvaletten sonra, dışarıdan eve girildiğinde, burun temizledikten, öksürdükten veya hapşırdıktan sonra, hasta bir yakınla ilgilendikten sonra ve çöple temas ettikten sonra el yıkamak en kritik noktalardır. Bebek bakımı, yara pansumanı ve ilaç hazırlığı da bu listeye eklenmelidir.
Cildi korumayı unutmadan
Çok sık el yıkayan kişilerde, özellikle kış aylarında ellerde kuruluk ve çatlama görülebilir. Bunu önlemek için yıkama sonrası nemlendirici kullanmak makul bir alışkanlıktır. Ellerde iyileşmeyen çatlaklar, kızarıklık, kaşıntı ya da yaygın döküntü varsa bunu sıradan bir kuruluk sayıp geçmemek, bir hekime danışmak gerekir.
Çocuklara bu alışkanlığı kazandırmak, anlatmaktan çok göstermekle olur. Küçük yaştaki bir çocuğa yirmi saniyeyi anlatmak soyut kalır; bunun yerine sevdiği kısa bir şarkıyı mırıldanarak süreyi doldurmak çok daha işe yarar. Lavabonun ve sabunun çocuğun boyuna uygun olması, basamak kullanılması gibi düzenlemeler de uygulamanın sürekliliğini artırır. Çocuklar, evdeki yetişkinlerin ne söylediğinden çok ne yaptığını taklit eder; ebeveynin kendi el yıkama alışkanlığı en güçlü öğreticidir.
Bir de yanlış güven duygusu meselesi vardır. Eldiven takmak, tek başına el hijyeninin yerine geçmez. Aynı eldivenle farklı yüzeylere dokunmak, çıplak elle dokunmakla benzer bir bulaş taşıma etkisi yaratır. Eldiven kullanımı belirli işler için anlamlıdır ve çıkarıldıktan sonra ellerin yıkanmasını gerektirir. Benzer biçimde, telefon ekranı gün boyunca sürekli ele değen bir yüzeydir; onu da düzenli olarak temizlemek, el yıkamayı tamamlayan makul bir alışkanlıktır.
El hijyeninin en çarpıcı yanı, hiçbir maliyet gerektirmemesi ve öğrenilmesinin dakikalar sürmesi. Buna karşılık, düzenli uygulandığında evde ve iş yerinde bulaşıcı şikâyetlerin yayılmasını ciddi biçimde azaltır. Basit görünen alışkanlıkların gücü tam olarak burada: gösterişsizce, her gün ve herkes tarafından tekrarlanabilir olmasında.