İçeriğe geç
Sinop Kent Bülten

Günün küçük ayrıntıları, gökyüzünün eğlenceli ipuçları

Kişisel Gelişim 3 dk okuma

Takvim mi Liste mi? İkisini Doğru Kullanmanın Yolu

Liste ne yapacağınızı, takvim ne zaman yapacağınızı söyler. Bu ayrımı netleştirmek, uzayıp giden yapılacaklar listesini gerçekçi bir plana dönüştürüyor.

Yazar: Selin Ertem

Yapılacaklar listesi tutan pek çok kişi, aynı şikâyeti dile getirir: liste uzuyor ama işler bitmiyor. Sabah yazılan maddelerin yarısı akşam hâlâ orada duruyor, ertesi güne aktarılıyor ve zamanla listenin kendisi bir suçluluk kaynağına dönüşüyor. Sorun genellikle kişinin disiplininde değil, kullandığı aracın seçiminde.

Çünkü takvim ile liste, birbirinin alternatifi değil; iki farklı soruya cevap veren iki farklı araç. Liste "ne yapacağım" sorusunu yanıtlar, takvim ise "ne zaman yapacağım" sorusunu. Bu ayrımı netleştirmek, üretkenlik konusunda okunabilecek pek çok tavsiyeden daha fazla iş görür.

Listenin doğal sınırı

Bir liste, sınırsız büyüyebilir. Kâğıt bitmez, ekran dolmaz. Bu esneklik başta özgürleştirici görünür ama aslında listenin en büyük zayıflığıdır. Çünkü listeye bir madde eklemenin maliyeti sıfırdır ve maliyeti sıfır olan her şey hızla birikir.

Takvim ise doğası gereği sınırlıdır. Bir günün yirmi dört saati vardır ve bunun büyük kısmı zaten doludur. Bir işi takvime yazmak, ona yer açmak demektir. Ve yer açmak, başka bir şeyden vazgeçmeyi gerektirir. Takvimin kısıtlayıcı yapısı, gerçekçiliği zorunlu kılar.

Yirmi maddelik bir liste kolayca yazılır. Ama o yirmi maddeyi takvime yerleştirmeye kalkıştığınızda, günün onları almadığını hemen görürsünüz. Bu görme anı, üretkenlik alışkanlığının başladığı yerdir.

Hangi iş nereye yazılır

Pratik bir ayrım şöyle kurulabilir. Belirli bir saatte yapılması gereken ya da belirli bir süre bloke etmesi gereken her şey takvime gider. Toplantılar, randevular, teslim tarihleri, odaklanma gerektiren uzun işler bu gruptadır.

Buna karşılık ne zaman yapılacağı önemli olmayan, kısa süren, boşluk bulunduğunda halledilebilecek işler listede kalır. Bir telefon açmak, bir belgeyi imzalamak, bir ödeme yapmak gibi.

Bu ayrımın en önemli sonucu şudur: uzun ve zorlu işler artık listenin dibinde beklemez. Çünkü onların gerçekten zamana ihtiyacı vardır ve o zaman ancak takvimde ayrılabilir. Listede duran büyük işler, tam da bu nedenle sürekli ertelenir.

Hatırlatıcıyı doğru kurmak

Hatırlatıcılar, çoğu kişide etkisini kaybetmiş durumda. Nedeni, yanlış zamanda ve yanlış içerikle kurulmaları. Bir işin son tarihinde çalan hatırlatıcı, size sadece geç kaldığınızı söyler. Faydalı olan, işin başlaması gereken anda çalan hatırlatıcıdır.

İkinci mesele, hatırlatıcının konumla ilişkilendirilmesi. Bazı işler zamana değil, bulunduğunuz yere bağlıdır. Markete uğradığınızda hatırlanması gereken bir şey, saat on beşte hatırlatıldığında işe yaramaz. Konum tabanlı hatırlatıcılar tam olarak bu boşluğu doldurur.

Üçüncüsü ise metnin kendisi. "Rapor" yazan bir hatırlatıcı, bildirim ekranında hiçbir şey ifade etmez. "Raporun giriş bölümünü yaz, kırk dakika" yazan bir hatırlatıcı ise ne yapılacağını ve ne kadar süreceğini söyler. İkincisi harekete geçirir, birincisi ertelenir.

Haftalık gözden geçirme

Hangi sistemi kurarsanız kurun, düzenli bakım olmadan bozulur. Haftada bir kez, on beş dakikalık bir gözden geçirme bu bakımın tamamıdır. Geçen haftadan kalanlara bakılır, artık anlamını yitirenler silinir, gerçekten yapılacak olanlar önümüzdeki haftanın takvimine yerleştirilir.

Silme işlemi, bu ritüelin en değerli parçasıdır. Aylardır listede duran ve hiçbir zaman yapılmayacak maddeleri silmek, sistemin güvenilirliğini geri getirir. Kendinize verdiğiniz sözlerin tutulduğunu görmek, listeye tekrar inanmanızı sağlar.

Boşlukları da yazmak

Son bir alışkanlık: takvimi yalnızca işlerle doldurmamak. Yol süresi, ara verme, hazırlık zamanı da takvimde yer almalı. Arka arkaya dizilmiş bloklar kâğıt üzerinde verimli görünür ama gerçek hayatta ilk aksaklıkta tamamen dağılır.

Günün yüzde yetmişini planlayıp geri kalanını boş bırakmak, katı bir plandan çok daha dayanıklı bir yapıdır. Beklenmedik olanı hesaba katan plan, gerçekten uygulanabilen plandır.

Aynı mantık, benzer işleri bir araya toplamak için de geçerli. Telefon görüşmelerini, kısa yazışmaları ve idari işleri günün belirli bir dilimine yığmak, dikkati sürekli bölünmekten kurtarır. Zihin bir işten diğerine geçerken kaybettiği süreyi geri kazanamaz; bu yüzden benzer işleri kümelemek, sanılandan çok daha fazla zaman açar.

Son bir uyarı da araç seçimine dair. Piyasada onlarca üretkenlik uygulaması var ve yeni bir uygulama denemek, işleri yapmaktan çok daha keyifli. Ancak sistemi kuran şey uygulama değil, alışkanlıktır. Basit bir takvim ve basit bir liste, düzenli kullanıldığında en gelişmiş araçtan daha iyi çalışır.